Gollum ve Tolkien’in Dünyası
J.R.R. Tolkien, 20. yüzyılın en etkili yazarlarından biri. Onun yarattığı Yüzüklerin Efendisi evreni sadece bir fantastik roman değil; insanlığın tutkuları, zaafları ve umutları üzerine koca bir alegori. Bu dünyanın en unutulmaz karakterlerinden biri de Gollum.
Gollum, aslında sıradan bir varlıkken Tek Yüzük’e duyduğu saplantı yüzünden değişiyor. Yüzük ona güç, uzun ömür ve “kıymetli” bir amaç veriyor. Ama aynı zamanda onu çürütüyor, yalnızlaştırıyor ve ikiye bölüyor:
- Smeagol: saf, vicdanlı, masum tarafı.
- Gollum: hırsa, güce ve yüzüğe saplanmış karanlık tarafı.
Bu iç çatışma sadece bir roman karakterine değil, aslında hepimizin iç dünyasına işaret ediyor. Çünkü her gün vicdan ile çıkar, masumiyet ile hırs arasında benzer kavgalar yaşıyoruz.
Yüzüğe Saplanan İnsanlık
Bugün insanlığın “yüzüğü” para, güç, enerji ve tüketim.
- Daha fazla enerji,
- Daha fazla tüketim,
- Daha fazla büyüme…
Sonuç? Gezegen çürüyor.
Gollum yüzüğe ne yaptıysa, biz de dünyaya aynısını yapıyoruz. İklim değişikliği, kuraklık, nüfus baskısı ve kontrolsüz tüketim, bu yüzüğe saplantımızın bedeli.
Smeagol ve Gollum: İnsanlığın İki Yüzü
Hâlâ içimizde bir Smeagol var:
- Yenilenebilir enerjiye inanan bilim insanları,
- Kuraklığa çözüm arayan mühendisler,
- Daha adil bir gelecek için mücadele eden gençler.
Ama Gollum da içimizde:
- Fosil yakıta milyarlarca dolar yatıran şirketler,
- Doğayı görmezden gelen politikalar,
- “Bugünü kurtar, yarını boşver” diyen toplumlar.
Yani, insanlık bugün kendi içinde Smeagol–Gollum kavgası yaşıyor.
Gollumlaşan İnsanlık, Atlas’ın Yükü
Benim kitabım Atlas’ın Sesi’nde anlattığım gibi, Atlas zaten dünyanın yükünü sırtında taşıyor. Ama biz ne yapıyoruz? Onun yükünü hafifletmek yerine sürekli yeni taşlar ekliyoruz:
- Daha fazla karbon salımı,
- Daha fazla orman yangını,
- Daha fazla kontrolsüz tüketim.
Gollumlaşan insanlık, Atlas’ın yükünü ağırlaştırıyor.
Küçük Bir Sahne: Aynada Biz
Hayal edin: Gollum mağarada yüzüğe bakıyor ve kendi kendine konuşuyor:
“Benim! Kıymetlimisss…”
Bugün biz de aslında aynı şeyleri söylüyoruz:
- “Benim arabam, kıymetlimisss…”
- “Benim evim, kıymetlimisss…”
- “Benim büyümem, kıymetlimisss…”
Ama yüzüğü sıkı sıkı tuttuğumuz her an, biraz daha yalnızlaşıyoruz. Tıpkı Gollum gibi, farkında olmadan kendi sonumuzu hazırlıyoruz.
Çözüm?
Tolkien’in hikâyesinde yüzük yok ediliyor. Çünkü bazı güçler insanın elinde olmamalı. Bizim için ders açık:
- Tüketim çılgınlığını dizginlemek,
- Doğayla barışmak,
- Teknolojiyi hırsın değil, insanlığın hizmetine vermek.
Aksi halde, kendi mağaramızda, kendi yüzüğümüzle çürüyüp gideceğiz.
Son Söz
Gollum bize şunu öğretiyor:
İçimizdeki karanlıkla yüzleşmeden, dünyanın karanlığını yenemeyiz.
Atlas’ın yükünü hafifletmek için önce kendi içimizdeki Gollum’u yenmeliyiz.
Şimdi size soruyorum:
Bugün içinizdeki ses Smeagol mu, Gollum mu?






Bir yanıt yazın